Kurban Bayramında Beslenme Önerileri

Güncelleme tarihi: 21 Tem 2021


Kurban bayramı yaklaşıyor. Bayramlar sevdiklerimizle buluştuğumuz, günlük hayatın koşturmacası içinde durup biraz nefes aldığımız çok özel günler. Tabi, Bayram sofraları da bayram ruhunu pekiştiren en güzel detaylardan biri.

Genelde bayram günü ailece yapılan kahvaltıların tadı unutulmaz. Sofrada olanlardan çok sofrada oturanlar ve konuşulanlar değerlidir ve inanın bu anın vitaminleri, kalorileri her şeyden önemli. Eğer hep beraber sofraya oturabiliyorsanız en büyük zenginliği yaşıyor olabilirsiniz.

Akşam sofraya tabak koyacak yer bulamadığımızda, gittiğimiz davetlerde hiç bitmeyen ikramlar önümüze geldiğinde, büyüklerimizin “Senin için yaptım” diyerek ağzımıza yemekleri tıkıştırdığında bir kez daha anlarız ki bayram günü yemek ayrı bir şölendir. Büyüklerimizi kırmadan sofraya oturalım ama rahatsız olmamak midemizi yormamak adına, dengeli olmak, doyduğunda bırakmak, azla da olsa tadını çıkarabilmek gerekli.

Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarından muzdarip olanların et ve tatlı tüketim miktarlarında daha dikkatli olmaları gerekiyor. Mümkünse ev sahibinden ikram edilen miktarın azaltılması yönünde istekte bulunulmalı. Şerbetli hamur tatlıları yerine taze meyve, meyveli ve sütlü tatlılar tercih edilmelidir. En önemlisi de sezgilerinize güvenmek, aç olduğunuzda yemek, doygunluk hissettiğinizde bırakmak. Bedeninizin verdiği sinyalleri bayramda da dinlemeyi unutmayın.

Bunların dışında Kurban bayramında etlerin saklanma ve pişirilme koşullarına da dikkat etmek önemli:

· Kırmızı et; iyi kalite hayvansal proteinin yanı sıra, demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B12, B6, B1 ve A vitaminleri içermektedir ama yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksektir. Görünür yağlar ayrılsa dahi kırmızı etin ortalama yağ içeriği %20’dir. Aynı zamanda etin sindirimi diğer besinlere göre daha zordur bu yüzden yavaş yavaş yiyip, yağlı kısımları daha az tercih edilmelidir.

· Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeksizin birkaç saat içinde pişirilerek tüketilir. Ancak yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir.

· Etler; büyük parçalar şeklinde değil; kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 santigrat derecede daha uzun süre etler saklanmalıdır.

· Pişirmek için buzluktan çıkartılan etler, yine buzdolabının alt raflarına indirilerek çözdürülmeli, çözdürülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.

· Et hazırlamada kullanılan kesme tahtalarında çiğ sebze ve meyveleri doğrama işlemi yapılmamalıdır.

· Etler, C ve E vitaminini içermezler. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/ taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi oldukça önemlidir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğinin sağlanmasını sağlar hem de sebzelerde bulunan C vitamini, demirin emilimini arttırır.

· Sebzeler ete göre daha posalı ve tok tutucu özelliğe sahip olduğundan, bol sebze tüketerek doygunluğu sebzelerden sağlanabilir, et tüketimi bu şekilde azaltılabilir.

Etin saklanması ve pişirilmesinde dikkat edilecek hususlar:

  • Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı "mikroorganizmalar" için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır.

  • Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli "kanserojen maddelerin" oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir.

  • Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılmalıdır.

  • Genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.

Herkese sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum.

Diyetisyen Büşra Akpınar


3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör