Sezgisel Beslenme Tam Olarak Nedir?

Güncelleme tarihi: 16 Mar

Sezgisel yeme birçok kişi için yeni bir tanım.

Bu yazıda Sezgisel beslenmenin ne olduğunu derinlemesine öğreneceksiniz.




Sezgisel Yeme bedenimizin sinyallerini dinleyerek, onun ihtiyaçlarını gözeterek yiyecek seçimleri yapmamızı sağlayan bir yaklaşımdır.


Sezgisel Yeme sayesinde yemek seçimlerinizi açlık ve tokluk durumunuzu, ruh halimizi, duygu ve düşüncelerinizi, bedeninizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yapabilirsiniz.


Toplam 10 prensipten oluşur.


1) Toksik Diyet Mentalitesini Reddedin


Diyetler bize hafiflemeyi, rahat hareketi, mutluluğu sunduğunu iddia ederken tam tersine daha kapana sıkışmışlık hissi, bunaltı ve mutsuzluk ile sonuçlanır. Bu yüzden de yememizi normale çevirmek istiyorsak öncelikle diyetlerden uzaklaşmamız gerekiyor.


Kurallara sahip olmak kısa vadede çözüm sağlıyormuş gibi gözükebilir ama uzun vadede sorun yaratabiliyor.



2) Açlığınızı Onurlandırın


Açlık bedeninizin beslenmeye ihtiyaç duyduğunu gösteren doğal biyolojik bir ihtiyaçtır.

Bu yüzden bedeninizi yeterli enerji ve karbonhidratla besleyin.

Böyle yapılmazsa, ilkel açlık dürtüsü devreye girer ve gerektiğinden fazla yediğiniz bir süreç yaşanabilir.

Aşırı açlık noktasına geldiğinizde bilinçli bir şekilde yeme çabalarınız boşa gidebilir.

Kronik olarak diyet yapanlar genelde biyolojik açlıklarını inkar ederler. Açlık duygusunu savaşılması gereken, görmezden gelinmesi gereken bir dürtü olarak düşünürler. Fakat açlığı görmezden gelmek ve onu suyla veya hava dolu yiyeceklerle kandırmaya çalışmak, yeme sürecini beden için karmaşık bir hale getirir.


Acıkmak ve yemek yemek de tıpkı nefes almak ya da tuvalete gitmek gibi vücudumuzun ihtiyaçlarıdır. Bu sebeple vücudumuzu dinleyip ihtiyacı olan enerjiyi ihtiyacı olan zamanda vermek nefes almak gibi önemlidir.



3) Yiyeceklerle Barışın


Eğer kendinize belirli bir yiyeceği yememeniz gerektiğini söylüyorsanız, bu yoğun yoksunluk hislerine ve kontrol edilemeyen aşermelere, çoğu zaman tıkanırcasına yemeğe yol açabilir.

Bedeninize veya yediğiniz yiyeceklere savaş ilan ederek, yeme düzeninizle barışamazsınız.

Kendinize spesifik yiyecekleri yasaklamak aşırı yemeyi tetikleyen paradoksal bir tepki yaratır.

Yoksunluk duygusu esrarengiz bir şekilde yiyeceklerle ilgili obsesif düşüncelere ve sonunda aşırı yemeye ve bedeninizle bağın kopmasına yol açan psikolojik bir etkendir.

Ne yediğimize bağlı olarak iyi ya da kötü bir insan olmuyorsunuz.

Yiyecekler üzerinden kendimizi ahlaki olarak “iyi-kötü” olarak değerlendirmemeniz gerekir çünkü yiyeceklerin ahlaki değeri yoktur.

İstediğimiz yiyeceği istediğimiz zamanda yiyebileceğimizi bildiğimizde ihtiyacımız olan kadarını yemek bizim için yeterli hale gelir. Bu bazen başta inanması zor gibi görünebilir Ama sezgisel yemenin en iyileştirici prensiplerinden biri yemekle barıştır.



4)Yiyecek Polisine Karşı Çıkın


Yiyecek polisi diyet yapmanın oluşturduğu mantıksız kuralları kontrol eder. Polis karakolu aklınızın en derin yerindedir ve hoparlörlerinden olumsuz sözler , umutsuz cümleler ve suçluluk hissettiren ithamlarla sizi yargılar.


Örneğin Şu ifadeler sizin için tanıdık mı?


‘Karbonhidratlar kötüdür o yüzden asla yenmemeli.’

‘Çok kilo aldığım için insanlarla dışarıda buluşmaya katılamam’

‘Bunu yemek istediğine emin misin? Ama bu çok kalorili.’

‘Eğer kilo vermezsem kimse beni beğenmez.’



Diyet polislerini tespit etmek ve onlardan ayrışmak çok kolay olmaz. Biraz zaman alır çünkü o bir polistir, bizi korur gibi görünür. Ama bizi korumaz, dışlar, suçlar ve utandırır.


5) Tokluğunuzu Hissedin


Size artık aç olmadığınızı söyleyen beden sinyallerini dinleyin. Rahat bir tokluk seviyesinde olduğunuzu gösteren işaretleri gözlemleyin.


Bu prensibi tok olduğumda durmalıyım şeklinde düşünmemek gerekir çünkü o zaman yine bir kurala dönüştürülmüş olur.


Dikkatimizi yediğimiz yemeğe vermediğimizde, yemeğe çok açken oturduğumuzda ya da yasak olan bir yiyeceği son kez yediğimizi düşündüğümüzde ihtiyacımızdan fazlasını yiyebiliriz ve bu genellikle bizi fiziksel olarak rahatsız eder. Burada özellikle vurgu kendimizi fiziksel olarak rahatsız hissetmemizde. Kilo almamak ya da vermek bir yana, çok yemek zaten bize pek iyi hissettirmez .

Bu yüzden, yemeğin ortasında durun ve kendinize yemeğin lezzetinin nasıl olduğunu ve o anki tokluk seviyenizin ne olduğunu sorun.


6) Tatmin Olma Faktörünü Keşfedin


Zayıf ve sağlıklı olmaya çalışırken, genellikle varoluşun en temel hediyelerinden birini gözden kaçırırız; Yemek yemeden duyulan zevk ve tatmin duygusunu.

Birçok kişi ama ben yemek yemeği çok seviyorum. İstediğim sevdiğim şeyleri yersem işin ucu kaçar.’ Şeklinde düşünebiliyorlar.

Ama doğrusu herkes yemek yemeği sever. Normalde hepimiz yemekten haz alırız. Beynimiz böyle ayarlanmıştır. O yüzden keyif almamayı beklemek hem gerçekçi değildir.


Güzel ve konforlu bir ortamda gerçekten istediğiniz bir yemeği yediğinizde alacağınız zevk kendinizi memnun ve tatmin olmuş hissetmenizi sağlayacak güçlü bir faktördür.

Kendinize bu deneyimi yaşattığınızda, doymak için daha az yiyeceğin yettiğini göreceksiniz.



7) Duygularla Yiyecekleri Kullanmadan Baş Edin


Kaygı, yalnızlık, can sıkıntısı, ve öfke yaşam boyu hepimizin yaşadığı duygulardır.

Her duygunun kendine özgü tetikleyicileri ve yatıştırılma yolları vardır. Yemek, bu duyguları iyileştirmeyecektir.


Ancak kısa bir süre için yatıştırabilir, acıdan uzaklaştırabilir, aşırı yiyerek hissizleşmeyi sağlayabilir fakat problemleri çözmez.


Duygusal açlık sebebiyle yediğiniz her yiyecek uzun vadede sadece kendinizi daha kötü hissetmenize neden olacaktır.


Sonunda sadece duygularınızın altındaki sebeplerle değil, aşırı yemenin verdiği huzursuzluk hissiyle de baş etmek zorunda kalacaksınız.


Bunun için öncelikle ne zaman yemeği duygularınızla başa çıkmakta kullandığınızı fark etmelisiniz.

Bir yiyeceği neden yemek istediğiniz üzerine düşünebilirsiniz.


Kendinizi fiziksel olarak rahatsız hissedecek derecede çok yemek yemek istiyorsanız o andaki duygularınıza odaklanarak kendinize “Şu anda ne hissediyorum?” “Gerçekten aç mıyım yoksa çok stresli olduğum için mi bu yiyeceği yemek istiyorum?” gibi sorular sorabilirsiniz. Böylece duygularınızı fark etme yolculuğuna çıkabilirsiniz.


Duygularla başa çıkmak, işin içerisinde yiyecekler olsa da olmasa da her zaman çok kolay değildir. Yiyecekler olduğunda da iş daha karmaşık bir hal alabilir. Bu yüzden bu aşamayı tek başınıza çözümleyemiyor olabilirsiniz, yardım almak işinizi kolaylaştırabilir.


8) Bedeninize Saygı Duyun


Bedeninize saygı duyuyorsanız kim olduğunuzla ilgili kendinize daha iyi hissedebilirsiniz. Gerçekçi değilseniz ve bedeninizin şekliyle ilgili sürekli eleştirelseniz, diyet mantığını reddetmek zor olabilir.


Bedenin giderek yaygınlaşan şok diyetler, detokslar, medya ve insanların sağlık maskesi altında aşağılandığı Tv programlarıyla aşağılandığı bir kültürde yaşıyoruz.

Ama insan bedenini, tıpkı bir heykel gibi yontup istediğimiz şekle ve ölçüye sokamayız.

Sürekli diyet yapan kişilerin, kendi bedenlerini hor görmeleri yaygın bir durumdur.

Ama unutmamak gerekir ki beden, hayatınızı geçirdiğiniz yuvanızdır.

Bedene saygı duymak, onun temel ihtiyaçlarını karşılamak kadar ona kıymet vererek ve nezaketle davranmaktır.


9) Egzersiz Yapın Değişimi Hissedin


Egzersiz yapmayı sadece kalori yakmak için yapılması gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ya da yediklerinizin bir cezası olarak düşüyor olabilirsiniz.


Tüm bunlar diyet kültürünün öğretileridir.

Bu tarz bir bakış açısı sizi keyif almadığınız egzersizleri yapmaya itebilir. Böylelikle yaptığınız spor kısa süreli olarak yapacaksınız ve alışkanlık haline getirmek de zorlanacaksınız.


Bunun yerine;

Egzersizi kilo vermek ya da kalori yakmak için değil, iyi hissettirdiği için yapmaya başladığınızda bedeniniz de daha az kortizol salgılayıp daha çok rahatlayabilecektir.


10) Kendinize İyi Davranın


Sağlıklı olmak için kusursuz bir beslenme programı uygulamanız gerekmez. Kilo almak tek bir atıştırmalık, tek bir öğün ya da tek bir günde yemeyle aniden ortaya çıkmaz. Zaman içerisinde istikrarlı olarak ne yediğiniz önemlidir. Önemli olan ilerlemedir, mükemmellik değildir.

Bedeniniz size iyi gelecek şeyleri söyler, size düşen bu mesajları duymayı öğrenmektir.

Yiyecekler hakkındaki “kötü” “yasak” gibi fikirlerinizi ortadan kaldırdığınızda ve kendinize koşulsuz izin verdiğimizde zaten bedeniniz için en gerekli ve doğru seçimleri yaptığınızı görebilirsiniz.




Çalışmalarda sezgisel beslenmeyi öğrenen kişilerin açlık-tokluk hislerini daha iyi anladıklarını ve buna karşılık verdiklerini, yedikleri yemekten daha çok tatmin olduklarını ve duygusal yeme, tıkanırcasına yeme gibi problemleri önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.


Ayrıca kişilerin bedenleri hakkında daha olumlu bir bakış açısı kazanmalarına, daha özgüvenli hissetmelerine katkı sağladığını göstermektedir.


Eğer siz de diyetlerden ve yasaklardan bıktıysanız, hem bedeninizi hem de ruhunuzu besleyecek şekilde yemeyi öğrenmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz demektir.


Bu yolculuğu öğrenmek ve uygulamak zaman alabilir.

Kendi başınıza ilerlerken yalnız hissetmiş olabilirsiniz.

Programım içerisinde her bir prensibi derinlemesine konuşuyor ve uygulama çalışmaları yapıyoruz.

Desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız yalnız değilsiniz.


Sevgiyle Kalın



64 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör